Timur’un Eğirdir’i zapt ettiğinde
adaya kaçan halkı öldürülmekten kurtardığı söylenir. Rivayete göre,
Timur Eğirdir’e gelip halka işkenceye başlayınca bu kişi halka eziyet
etmemesi için Timur’a ricada bulunmuştur. Timur bu ricayı kabul
etmeyince “Senin gibi Emir’e zort” demiş, o da öfkelenip boynuna taş
bağlatarak göle atmış; fakat, gölde batmayan ve askerlere taş atan şeyh
gölden çıkarak, her rastladığı yerde Timur’a “Zorttt” demeye devam
etmiştir. Bu nedenle adı Zorti Baba olarak kalmıştır.
Şeyh Muslihiddin Türbesi: Yeşilada (Nis) içinde olup, ahşap bir mezar ve
mescitten ibarettir. Mescid kısmına ahşap bir merdivenle çıkılır. Çatı
alaturka kiremitle kaplıdır. IX. veya X. yüzyılda yaşadığı
sanılmaktadır. Türbesinde bulunan dikişsiz bir gömlek Konya Müzesine
gönderilmiştir.
Yunus Emre Türbesi: Gönenin doğusunda çam ormanları arasında Yunus
Emre’nin türbesinin olduğu belirtilmektedir. Türbede bulunan mezarların
ermiş insanlara ait kutsal mezarlar olduğuna inanılmaktadır.
Mezarların bulunduğu ormana Manastır (mana-sır) denilmiştir. Yeni adı
Pazar Mahallesidir. Türbenin girişinden itibaren sağ başta sıra ile
Yunus Emre, Taptuk Emre, Buharalı Sinan Efendi, Vakıf Kurucusu Şeyh Sadettin Efendi mezarlarınin bulunduğuna inanılmaktadır
Isparta İli Tarihi 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Isparta İli Tarihi 2 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Haziran 2013 Çarşamba
Isparta İli Tarihi 17
Elde bulunan Veli Baba Menakıbnamesi
ile kasabada bulunan Veli Baba Türbesi şeceresinden alınan bilgilere
göre; Veli Baba, Miladi Ağustos 1533’de Uluğbey’de doğmuş, büyümüştür.
Dedesinin adı Veliyittin Gazi, babasının adı Hüseyin Veli (Seyyid
Hüseyin Gazi), annesinin adı ise Hatice Sultan’dır. Veli Baba’nın gerçek
adı Hüseyin’dir. Bu bilgilere göre Veli Baba Sultan 16 ve 17.
yüzyıllarda yaşamış bir kişidir. M.1613 / 1630 yılında IV. Murat’ın
başkumandanı Murtaza Zor Paşa, Bağdat Seferi için İç Anadolu, Ege ve
Akdeniz yöresinden asker toplamaya çıktığında Isparta Uluğbey’den de
geçer. O zamanlar türbenin olduğu yer üzeri açık bir mezarlık
halindedir. Veli Baba Murtaza Zor Paşa ve ordusuna izzet, ikram ve
kerametler gösterir. Murtaza Zor Paşa da, Veli Baba’dan duyduğu
yakınlık, sevgi, hürmet ve iyilikten dolayı Isparta mütesellimine emir
yazarak, üzeri açık mezarlığın türbe haline getirilmesini ve bitişiğine
de bir cami yaptırılmasını ister. Yapımına başlanan türbe H.1038 /
M.1622’de Murtaza Zor Paşa’nın Bağdat Kalesi önünde şehit düşmesiyle
yarım kalır. Türbe daha sonra M.1858’de köy halkından Ramazan bin
Halil’in yardımıyla tamamlanır. Türbe Veli Baba zamanında yapılmaya
başlandığından Veli Baba Türbesi diye adlandırılmıştır.
Türbenin içinde Veli Baba’nın aile fertleri ile büyük dedelerinin ve
amcasının mezarları bulunmaktadır.
Diğer Yatırlar: Çelebiler Mahallesinde Bostan Çelebi, Hastane Caddesinde Leblebici Dede, Sidre Tepesinde Muharrem Dede, Yenice Mahallesinde Tez Murat Dede, Lağus (Yakaören) Şeyh İsmail, Kavak Dede, Aslan Baba, Çünür Mahallesinde Yakup Dede, Niyazi ve Kerim Babalar, Ali Köyünde Şeyh Mehmet Kadı, Hacılar Köyünde Şeyh Ali Dede, Sav Köyünde İlyas Dede, Destab ve Sinan Babalar bulunmaktadır. İncili Çavuş Türbesi: Sav Kasabasında İncili Çavuş’a ait olduğu söylenen içi boş bir türbe vardır. Türbe kövke taşından yapılmış, sekizgen gövdeli ve konik çatılıdır. İncili Çavuş’un İstanbul Aksaray’da bir mezarı vardır. Sağaşık Mezarı: Isparta-Antalya karayolu üzerinde Sağaşık denilen bir mezar vardır. Çocuğu yaşamayan kadınlar ile çocuğu hastalıklı ve sıska olanlar, burayı ziyaret ederek adak adarlar. Mübarizeddin Ertokuş Türbesi: 1224 yılında Mübarizeddin Ertokuş tarafından yaptırılan medresenin batı kısa tarafına ekli bir türbesi vardır. Medresenin doğusunda yeralan anıtsal kapıdan girilince, batı tarafta mihraplı bir mescidin sağına gelen üç girişten türbeye girilir. Türbe sekizgen planlı olup, tamamiyle tuğladan yapılmıştır. Türbenin içinde taş sandukalı bir kabir vardır. Ceset sanduka içinde olmayıp, girişi öndeki mescid kısmının zemini altında kalmış olan kripta kısmındadır. Türbenin içindeki sandukanın kaide kısmı mavi çini ile süslü olup, çinilerin bir kısmı kaybolmuştur. Şeyhül’islam Elberdai Türbesi: Eğirdir Yazla Mahallesinde, caminin doğu tarafındadır.
Yapı kare planlı ve kareden kubbeye geçişte Türk üçgenleri vardır. Türbenin batı tarafı açıktır. Üzeri çatı ile örtülü türbenin çatı kiremitleri önce alaturka tipi kiremit iken, 1993 yılında Vakıflar tarafından yapılan onarımla Marsilya tipi kiremit ile kaplanmıştır. Bu kişi Türkistan’da Semerkant civarında Berda vilayeti halkından olup, H. 765 / M. 1364 yılında Hicaz’a gitmiş ve orada Hızırbey’e rastlar. Hızırbey onu Eğirdir’ e davet eder. Bu husus H. 1225 / M. 1810 yılında Yılanlıoğlu Şeyh Ali tarafından Ispartalı hattat Yunuszade Hacı Halil Efendiye yazdırılan ve ağanın Eğirdir’de yaptırdığı medreseye konan kitapta yazmaktadır. Elberdai’den sonra yerine damadı Pir Mehmet geçmiştir. Sonra Şeyh Mehmet Çelebi tekkenin başına geçmiştir. Halen türbe bu isimle anılır. Bu türbede Burhanettin Efendi (ölümü H. 970 / M.1573) şeyhlik yapmıştır. Baba Sultan Türbesi: Yazla Mahallesindedir. Anayolun hemen kuzeyinde, sekizgen gövdeli ve konik çatılıdır. Kövke taşı ile yapılan türbe Selçuklu sitilindedir. Her yüzde kör kemerler olup, karşılıklı ikisinde pencere, birinde giriş kapısı vardır. Çatı da sekizgen koniktir. Türbe kapısında bulunan kitabeye göre, Hamidoğlu İlyas Bey tarafından H. 759 / M. 1358 yılında İsa bin Musa isimli şahıs için yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Türbe içinde Baba Sultan’dan başka Sureti Baba (Zorti Baba) ile Palaz Baba adlı kişiler de vardır. Türbe içindeki kişinin,
Diğer Yatırlar: Çelebiler Mahallesinde Bostan Çelebi, Hastane Caddesinde Leblebici Dede, Sidre Tepesinde Muharrem Dede, Yenice Mahallesinde Tez Murat Dede, Lağus (Yakaören) Şeyh İsmail, Kavak Dede, Aslan Baba, Çünür Mahallesinde Yakup Dede, Niyazi ve Kerim Babalar, Ali Köyünde Şeyh Mehmet Kadı, Hacılar Köyünde Şeyh Ali Dede, Sav Köyünde İlyas Dede, Destab ve Sinan Babalar bulunmaktadır. İncili Çavuş Türbesi: Sav Kasabasında İncili Çavuş’a ait olduğu söylenen içi boş bir türbe vardır. Türbe kövke taşından yapılmış, sekizgen gövdeli ve konik çatılıdır. İncili Çavuş’un İstanbul Aksaray’da bir mezarı vardır. Sağaşık Mezarı: Isparta-Antalya karayolu üzerinde Sağaşık denilen bir mezar vardır. Çocuğu yaşamayan kadınlar ile çocuğu hastalıklı ve sıska olanlar, burayı ziyaret ederek adak adarlar. Mübarizeddin Ertokuş Türbesi: 1224 yılında Mübarizeddin Ertokuş tarafından yaptırılan medresenin batı kısa tarafına ekli bir türbesi vardır. Medresenin doğusunda yeralan anıtsal kapıdan girilince, batı tarafta mihraplı bir mescidin sağına gelen üç girişten türbeye girilir. Türbe sekizgen planlı olup, tamamiyle tuğladan yapılmıştır. Türbenin içinde taş sandukalı bir kabir vardır. Ceset sanduka içinde olmayıp, girişi öndeki mescid kısmının zemini altında kalmış olan kripta kısmındadır. Türbenin içindeki sandukanın kaide kısmı mavi çini ile süslü olup, çinilerin bir kısmı kaybolmuştur. Şeyhül’islam Elberdai Türbesi: Eğirdir Yazla Mahallesinde, caminin doğu tarafındadır.
Yapı kare planlı ve kareden kubbeye geçişte Türk üçgenleri vardır. Türbenin batı tarafı açıktır. Üzeri çatı ile örtülü türbenin çatı kiremitleri önce alaturka tipi kiremit iken, 1993 yılında Vakıflar tarafından yapılan onarımla Marsilya tipi kiremit ile kaplanmıştır. Bu kişi Türkistan’da Semerkant civarında Berda vilayeti halkından olup, H. 765 / M. 1364 yılında Hicaz’a gitmiş ve orada Hızırbey’e rastlar. Hızırbey onu Eğirdir’ e davet eder. Bu husus H. 1225 / M. 1810 yılında Yılanlıoğlu Şeyh Ali tarafından Ispartalı hattat Yunuszade Hacı Halil Efendiye yazdırılan ve ağanın Eğirdir’de yaptırdığı medreseye konan kitapta yazmaktadır. Elberdai’den sonra yerine damadı Pir Mehmet geçmiştir. Sonra Şeyh Mehmet Çelebi tekkenin başına geçmiştir. Halen türbe bu isimle anılır. Bu türbede Burhanettin Efendi (ölümü H. 970 / M.1573) şeyhlik yapmıştır. Baba Sultan Türbesi: Yazla Mahallesindedir. Anayolun hemen kuzeyinde, sekizgen gövdeli ve konik çatılıdır. Kövke taşı ile yapılan türbe Selçuklu sitilindedir. Her yüzde kör kemerler olup, karşılıklı ikisinde pencere, birinde giriş kapısı vardır. Çatı da sekizgen koniktir. Türbe kapısında bulunan kitabeye göre, Hamidoğlu İlyas Bey tarafından H. 759 / M. 1358 yılında İsa bin Musa isimli şahıs için yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Türbe içinde Baba Sultan’dan başka Sureti Baba (Zorti Baba) ile Palaz Baba adlı kişiler de vardır. Türbe içindeki kişinin,
Isparta İli Tarihi 16
ve yaşadığı zamana dair bir bilgi
yoktur. Halk dilinde, Seydi Halife’nin Isparta’da Şeyhi Feraiz’de hocası
ve üstadı olduğu, Seydi Halifenin ölümünden sonra, Feraiz’de şüpheye
düştüğü halde Halife Sultan Türbesine giderek zorluklarını giderdiği
söylenir. Şu halde adı geçen eserin, Halife Sultan tarafından, Alaaddin
Efendiye bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bundan da Seydi Halifenin, Şeyh
Alaaddin’den önce yaşadığı, eserin Alaaddin Efendinin ölümünden sonra
yazıldığı sonucuna varılmaktadır. Timurlenk’in Hamid Eli yöresine
geldiğinde bu tarikata sevgisinden dolayı Ispartalılara kötülük
yapmadığı söylenir.
Şeyh Alaaddin Efendi (Aldan Efendi): Isparta’nın Gülcü Mahallesinde
Hergele Meydanı doğusundaki “Binti Emir Mezarlığı” içinde bulunur. Yapı
dikdörtgen ve kiremitli bir çatı ile örtülmüş olup, yeni yapıdır.
Erdebili Tarikatından olup, yukarıdaki açıklamalara göre Seydi Halifenin
Halifesi (şeyhin vekili) olduğu anlaşılmaktadır.
Hace’i Sultani (Abdülkadir Geylani): Hisar Mahallesinde, dikili taş
yanında “Uyuoğlu Tekkesi” adıyla bilinen yerde yatan Abdulkadir Efendi
aslen Ispartalı olup, I. Murad zamanı bilginlerinden Mevla Ali Tusi’ye
hizmet ederek bazı rütbe ve memurluklar almıştır. Daha sonra Fatih
Sultan Mehmet’e hocalık etmiştir. H. 857 / M. 1453’den 1467’ye kadar
Başbakanlıkta bulunan büyük vezir Mahmud Paşa’nın karalamasıyla
azledilmiş ve Isparta’da oturmaya mecbur edilmiştir. Sonra hastalığa
tutularak ölmüştür. Adı geçen zat,ünlü Abdulkadir Geylâni’nin kurduğu
tarikata üye olmuş, adını ayırmak için Hace-i Sultanî denmiştir.
Sakalını kına ile boyadığından
“Kınalı Abdülkadir Efendi” de denir. Türbesi karşısındaki delikli taştan sıska ve hasta olan süt çocukları geçirilerek sağlıklarına kavuşacaklarına inanılır. Gökveli Sultan (Şeyh Recep): Günümüzde bulunmayan Harabizade Medresesi içinde Kavaklı Camii bitişiğinde gömülü olan Gökveli Sultan veya Şeyh Recep Efendi, Isparta’ya Horasan’dan gelmiştir. Kendisinin bir çok kerametleri vardır. En önemlisi 3-4 yaşındaki yürüyemeyen çocukların bu türbe çevresinde üç defa dolaştırılarak yürümeye başlamalarıdır. Bunun için Cumartesi ve Çarşamba günleri çocuklar türbeye götürülür. Bu nedenle şeyhe “ayak dedesi” denilmiştir. Sıtma Dedesi: Piri Mehmet Efendi zamanında ve ondan sonra yaşadığı sanılmaktadır. Bu zatın sıtma tutanları, ısıtılmış söğüt yaprakları üzerine yatırarak terlettiği, sonra söğüt ağacı yapraklarını ve kabuklarını kaynatıp, hastalara içirerek iyileştirdiği söylenir. Yatırın yeri daha sonra yapılan şehir düzenlemeleri dahilinde kaldırılmıştır. Hızırabdal Sultan: Hızırbey Mahallesinde kendi adıyla anılan türbede gömülüdür. Eldeki vakfiyelere göre H. 880 / M. 1476 tarihinde Nakşibendi Halifesi olarak Isparta’ya yerleşmiş, müritlerince yetiştirilen ürünlerle tekkesinin gelirini sağlamıştır. Hızır Abdal H. 937 / M. 1531 yılında ölmüştür. Bu zat aslında Nakşibendî iken, buraya sığınan Bektaşilerin etkisiyle tekkesi zamanla Bektaşi tekkesi haline gelmiştir.
Teberdar Mehmet Dede: Mevlevi şeyhidir. Eskiden Mevlevihane’de gömülü olan bu kişi oruçlu ve yaya olarak birkaç defa Hicaz’a gittiği rivayet edilir. Dönüşte Şam’a uğrayarak Kartal Dede’den halifelik almış, Isparta’ya yerleşerek Mevlevihane’de ayin yaptırmıştır. H. 1012 / 1032 yıllarında sağ olduğu Sefinevi Mevleviye’de yazılıdır. Bu kişinin sarılıklı hastaların dil altını ustura ile kesip, biraz kan akıtarak sarılık hastalığını tedavi ettiği söylenir. Yavruzade (Kılıcı) Hacı Hüseyin Efendi: Tabakhane mahallesinde bulunan Yavruzade Tekkesinin kurucusu olan Hacı Hüseyin Efendi Savlı olup, 1769’da doğmuş ve 1858 yılında ölmüştür. Tavganalı Şeyh Hacı Mehmet Nuri Efendi: Ispartalı olup, Hacı Bektaşi Veli dergahına Postnişin ve şeyh olarak gönderilmiştir. İskender Mahallesinde tekke kurmuş ve 1872 yılında ölmüştür. Ağrı ve sızı giderici dualar ve muskalar ile ün yapmıştır. Yedi Şehitler: Yedi Şehitler, yedi ayrı mezarda gömülü olup, en ünlüleri Kesikbaş Gazi’dir. Isparta’nın ilk fetih yıllarında düşmanla yaptıkları savaşta her birinin bir bölgeyi koruduğu, şehit olmalarıyla öldükleri yere gömüldükleri söylenir. Tabakhane Camii yanında Kesikbaşa ait bir türbe vardır. Türbenin kövke yapısı çokgen gövdelidir. Yedişehitlerden birisi Şeremed Dede adıyla İskender Mahallesinde, diğeri Hu dede adıyla Doğancı Mahallesinde, diğerleri Kurtuluş ve Yenice Mahallelerinde medfundur. Veli Baba Sultan Türbesi: Senirkent’in 3 km kuzeyindeki Uluğbey (eski adı İlegöp) kasabasındadır.
“Kınalı Abdülkadir Efendi” de denir. Türbesi karşısındaki delikli taştan sıska ve hasta olan süt çocukları geçirilerek sağlıklarına kavuşacaklarına inanılır. Gökveli Sultan (Şeyh Recep): Günümüzde bulunmayan Harabizade Medresesi içinde Kavaklı Camii bitişiğinde gömülü olan Gökveli Sultan veya Şeyh Recep Efendi, Isparta’ya Horasan’dan gelmiştir. Kendisinin bir çok kerametleri vardır. En önemlisi 3-4 yaşındaki yürüyemeyen çocukların bu türbe çevresinde üç defa dolaştırılarak yürümeye başlamalarıdır. Bunun için Cumartesi ve Çarşamba günleri çocuklar türbeye götürülür. Bu nedenle şeyhe “ayak dedesi” denilmiştir. Sıtma Dedesi: Piri Mehmet Efendi zamanında ve ondan sonra yaşadığı sanılmaktadır. Bu zatın sıtma tutanları, ısıtılmış söğüt yaprakları üzerine yatırarak terlettiği, sonra söğüt ağacı yapraklarını ve kabuklarını kaynatıp, hastalara içirerek iyileştirdiği söylenir. Yatırın yeri daha sonra yapılan şehir düzenlemeleri dahilinde kaldırılmıştır. Hızırabdal Sultan: Hızırbey Mahallesinde kendi adıyla anılan türbede gömülüdür. Eldeki vakfiyelere göre H. 880 / M. 1476 tarihinde Nakşibendi Halifesi olarak Isparta’ya yerleşmiş, müritlerince yetiştirilen ürünlerle tekkesinin gelirini sağlamıştır. Hızır Abdal H. 937 / M. 1531 yılında ölmüştür. Bu zat aslında Nakşibendî iken, buraya sığınan Bektaşilerin etkisiyle tekkesi zamanla Bektaşi tekkesi haline gelmiştir.
Teberdar Mehmet Dede: Mevlevi şeyhidir. Eskiden Mevlevihane’de gömülü olan bu kişi oruçlu ve yaya olarak birkaç defa Hicaz’a gittiği rivayet edilir. Dönüşte Şam’a uğrayarak Kartal Dede’den halifelik almış, Isparta’ya yerleşerek Mevlevihane’de ayin yaptırmıştır. H. 1012 / 1032 yıllarında sağ olduğu Sefinevi Mevleviye’de yazılıdır. Bu kişinin sarılıklı hastaların dil altını ustura ile kesip, biraz kan akıtarak sarılık hastalığını tedavi ettiği söylenir. Yavruzade (Kılıcı) Hacı Hüseyin Efendi: Tabakhane mahallesinde bulunan Yavruzade Tekkesinin kurucusu olan Hacı Hüseyin Efendi Savlı olup, 1769’da doğmuş ve 1858 yılında ölmüştür. Tavganalı Şeyh Hacı Mehmet Nuri Efendi: Ispartalı olup, Hacı Bektaşi Veli dergahına Postnişin ve şeyh olarak gönderilmiştir. İskender Mahallesinde tekke kurmuş ve 1872 yılında ölmüştür. Ağrı ve sızı giderici dualar ve muskalar ile ün yapmıştır. Yedi Şehitler: Yedi Şehitler, yedi ayrı mezarda gömülü olup, en ünlüleri Kesikbaş Gazi’dir. Isparta’nın ilk fetih yıllarında düşmanla yaptıkları savaşta her birinin bir bölgeyi koruduğu, şehit olmalarıyla öldükleri yere gömüldükleri söylenir. Tabakhane Camii yanında Kesikbaşa ait bir türbe vardır. Türbenin kövke yapısı çokgen gövdelidir. Yedişehitlerden birisi Şeremed Dede adıyla İskender Mahallesinde, diğeri Hu dede adıyla Doğancı Mahallesinde, diğerleri Kurtuluş ve Yenice Mahallelerinde medfundur. Veli Baba Sultan Türbesi: Senirkent’in 3 km kuzeyindeki Uluğbey (eski adı İlegöp) kasabasındadır.
Isparta İli Tarihi 15
1237 yılında yaptırılan han 64 yıl
gibi kısa bir süre sonra bir yangınla işlevini yitirmiştir. Hanın tarihi
kesin olarak bilinmemektedir. 1993 yılında kervansarayda yapılan
kazılar sonucu ortaya çıkarılan geometrik süslü taş parçası Dündarbey
Medresesinin portalindeki sol mihrabiyenin çerçeve bordüründeki kırık
yere tam oturmuş ve kompozisyon tamamlanmıştır. Dündar Bey Medresenin
1301 yılında inşası sırasında portalin handan sökülerek taşındığı ve
dolayısıyla hanın inşa tarihinin portalde belirtildiği üzere 1237
yılında yapıldığı kesinlik kazanmıştır.
Gelendost Hanı (Kudret Hanı): Eğirdir Gölünün doğu tarafında, Yeşilköy
mevkiînde bulunan Gelendost Hanı Selçuklu kervansaray planına uygun
olarak inşa edilmiştir. Diğer Selçuklu hanları kadar itinalı olmayıp,
duvarları kaba bir işçilik göstermektedir. Yıkık portalden içeriye
girildiğinde simetrik olarak avluya açılan tonozlu oda, daha ileride iki
tarafında dörder revak ile avlu uzanmaktadır. Revak tonozları avluya
paraleldir.
Üstü kapalı olan bölüm daha dar olarak yapılmıştır. Bu bölüm girişi olan ikinci portalin sivri nişi içerisinde kitabe yeralır. Kitabeye göre han, M. 1233 yılında Mubarezettin Ertokuş tarafından yaptırılmıştır. İSPARTA İLİ ÇARŞILAR Bedesten (Firdevs Bey Bedesteni): Mimar Sinan Camiine gelir sağlamak için Isparta Valisi Firdevs Bey tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan üslûbunu taşıyan bu yapı düzgün kesilmiş kövke taşlarıyla yapılmıştır. Kuzey güney doğrultusunda uzanır ve her iki yönden birer girişi vardır. Kurşun kaplı beşik-tonoz çatısı 1967 yılında gördüğü onarımla değiştirilerek ahşap çatı ile kaplanmış ve içindeki dükkanlarla birlikte hizmete girmiştir. Eski Üzüm Pazarı Dükkânları: Mimar Sinan Camiine gelir elde etmek için bedesten ile cami arasında 16 adet dükkân kövkeden ve ikişer katlı olarak yapılmışlardır. Dükkanların ikinci katına dar birer merdivenle çıkılır ve çatı tonozla örtülüdür.
Üstü kapalı olan bölüm daha dar olarak yapılmıştır. Bu bölüm girişi olan ikinci portalin sivri nişi içerisinde kitabe yeralır. Kitabeye göre han, M. 1233 yılında Mubarezettin Ertokuş tarafından yaptırılmıştır. İSPARTA İLİ ÇARŞILAR Bedesten (Firdevs Bey Bedesteni): Mimar Sinan Camiine gelir sağlamak için Isparta Valisi Firdevs Bey tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Mimar Sinan üslûbunu taşıyan bu yapı düzgün kesilmiş kövke taşlarıyla yapılmıştır. Kuzey güney doğrultusunda uzanır ve her iki yönden birer girişi vardır. Kurşun kaplı beşik-tonoz çatısı 1967 yılında gördüğü onarımla değiştirilerek ahşap çatı ile kaplanmış ve içindeki dükkanlarla birlikte hizmete girmiştir. Eski Üzüm Pazarı Dükkânları: Mimar Sinan Camiine gelir elde etmek için bedesten ile cami arasında 16 adet dükkân kövkeden ve ikişer katlı olarak yapılmışlardır. Dükkanların ikinci katına dar birer merdivenle çıkılır ve çatı tonozla örtülüdür.
İSPARTA İLİ TÜRBE VE YATIRLAR
Türbeler-Yatırlar
Piriefendi Sultan (Piri Mehmet Halife) Türbesi: Isparta’nın namazgâh
yöresinde, şimdiki Halı Sarayı-Sümer Bank karşısındaki yerde bulunan
türbe, yerinden kaldırılıp eski mezarlığa nakledilmiştir. Fakat mezar
daha sonra bulunduğu yerden kaybolmuştur. Piriefendi Sultan’ın asıl adı
Piri Mehmet Halife’dir. Kendisi (Seyit Ahmet Buhari) halifelerinden
olup, vatanı olan Isparta’da uzun süre oturmuş, 1554 yılında vefat
etmiştir. Hakkında pek çok rivayet bulunmaktadır. Bunların en önemlisi
hâlâ aramızda yaşadığı ve sağlığında Sarıdere’de dağın eteğinde abdest
alacak su bulamadığından asasını vurduğu yerden su fışkırmasıdır.
Piriefendi’nin sağlığında, Manisa-Konya ve Kütahya Valiliklerinde
bulunan ve bir ara Isparta’ya gelen Sultan II. Selim (Sarı Selim)
Piriefendiyi ziyaret ettiğinde “Büyük Şehzade Mustafa’ya taht nasip
olmayacağını, Kanuni’den sonra kendisinin padişah olacağını” söylediği
1556 yılında padişah olunca, kargir türbeyi yaptırdığı söylenir.
Piriefendi Sultan Karaağaç Mahallesinde evine yakın bir yerde, dolma
çeşme ile bir mescit ve bir de okul yaptırmıştır.
Halife Sultan Türbesi: Şehrin dışında türbesi olan Halife Sultan farazî
(miras payları açıklayıcısı) olarak ün yapmış Seydi Halifedir. Bugün
türbenin kenarları beton ve üzeri demir açık çatı ile örtülmüştür. Bu
zatın Feraiz Ruh’al Şuruh adlı eserin yazarı olduğu, sağlığında nice
kerametler gösterdiği söylenmekte ise de adı geçen eserin önsözünde ve
başka kaynaklarda
Isparta İli Tarihi 14
Şarkikarağaç Medreseleri:
Şarkikaraağaç ilçesinde günümüze ulaşan medrese kalmamıştır. Adı
bilinenler ise şöyle sıralanabilir: Durmuş Efendi Medresesi, Hacı Emin
Efendi Medresesi (Minareli), Süleyman Efendi Medresesi,
Beşkonaklızadeler Medresesi, Koca Rüştü Efendi Medresesi, Müftü Ragıp
Efendi Medresesi, Hartuşlu İbrahim Efendi Medresesi ve Hacı Sait Efendi
Medresesidir.
Gargılı Lala Medresesi (Taş Medrese): Uluborlu İlçesinde, Aladdin
Caminin güneyinde, Hamitoğulları Beyliği döneminde yapılan medrese bugün
harap durumdadır. Kapalı avlulu plan tipindeki medresenin üst kısmı
tuğladan yapılmıştır. Medresenin 10 odası vardır.
Eğirdir Dündar Bey Medresesi (Taş Medrese): Medrese, 1237
yılındaSelçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında han olarak
yapılmış, daha sonra 1301 yılında Hamidoğlu Dündar Bey tarafından
medreseye çevrilmiştir. Medrese iki katlı olup, 30 hücresi vardır.
Büyük dış kapısının fevkalâde süsü ve mimarî değerinin üstünlüğü ile
şöhret bulmuştur. Dış kapıdan içeriye girilince, küçük antreden sonra
ikinci bir kapıdan geçilerek ortasında şadırvan olan avluya girilir.
İkinci kata 12 basamaklı bir merdivenden çıkılır. Medrese 11 odalı olup,
6’sı avlunun sağında, 5’i solundadır. Kitabeleri Selçuklu sülüsü ile
büyük kapının etrafına kazılmıştır.
özelliğini taşımaktadır. İlçe merkezinin 3 km güneyinde, göl kıyısında yer alan yapı Anadolu Selçuklu kervansaraylarının en büyüklerindendir. Konya-Antalya kervan yolu üzerindeki yapı avlu ve kapalı mekan olmak üzere iki bölümlüdür. Her iki bölüm de yıkılmıştır. Avlunun doğu duvarı ortadan kalkmış, günümüze kalabilen diğer beden duvarlarının kaplamaları sökülmüş, bu nedenle duvarlar bir hayli incelmiştir. Açıkta kalan moloz taş örgünün içine sızan sular duvarların daha fazla yıpranmasına sebep olmaktadır. Eğirdir Hanı, 1237 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.
İSPARTA İLİ HAN VE KERVANSARAYLAR
Hanlar ve Kervansaraylar
Hanlar ve kervansaraylar, bilhassa Selçuklu devrinin eserleri olup, anıt
değeri taşıyan tarihi yapılardır. Hanlar ve kervansaraylar askerî ve
sivil özelliklidirler. Askerî sevkiyatlarda ve ticaret kervanlarının
konaklamasında bilhassa güvenlik görevini de yerine getirmeleri
bakımından Selçuklu Döneminde önemli bir görev ifa etmişlerdir. Isparta
il sınırları içinde bulunan kervansarayların tamamı Konya-Antalya yolu
üzerinde yer almaktadır.
Bu gün Isparta’da eski hanlardan hiçbiri ayakta kalmamıştır. Eskilerden
bilinenler ise şunlardır: Kerimpaşa Hanı, Antalyalıoğlu Hanı, Hatipoğlu
Hanı, Alaybeyoğlu Hanı, Pamuk Hanı, Vakıfhan, Kereste Hanı, Nalbant
Hanı.
Eğirdir Hanı: Yeni mahallede bulunan Eğirdir Hanı, klâsik Selçuklu
hanları özelliğini taşımaktadır. İlçe merkezinin 3 km güneyinde, göl kıyısında yer alan yapı Anadolu Selçuklu kervansaraylarının en büyüklerindendir. Konya-Antalya kervan yolu üzerindeki yapı avlu ve kapalı mekan olmak üzere iki bölümlüdür. Her iki bölüm de yıkılmıştır. Avlunun doğu duvarı ortadan kalkmış, günümüze kalabilen diğer beden duvarlarının kaplamaları sökülmüş, bu nedenle duvarlar bir hayli incelmiştir. Açıkta kalan moloz taş örgünün içine sızan sular duvarların daha fazla yıpranmasına sebep olmaktadır. Eğirdir Hanı, 1237 yılında II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.
Isparta İli Tarihi 13
Doğu batı yönünde uzanan kilise
dikdörtgen planlı olup, üç nefli ve apsislidir. XIX. yüzyılın ikinci
yarısında yapılmıştır. Yan duvarlar moloz taş ile örülmüştür. Çatı
beşikçatı olup, içyüzü harç sıvalıdır. Dışı sıvalı ahşap direkler
üzerine oturan çatı alaturka kiremitle kaplıdır. Yapının doğu duvarında
dışa çıkık yarım yuvarlak apsis bulunmaktadır. Apsisin aydınlatılması
altta bir, üstte ikinci kat seviyesinde iki pencere ve en üstte yuvarlak
bir pencere ile yapılmaktadır. Pencere kenarları beyaz mermer bloklarla
çevrelenmiştir. İçte alçı süslemeler dökülmüştür. Kilise Göller Bölgesi
Araştırma Projesi dahilinde restorasyon kapsamına alınmış, daha sonra
çatı kaplaması yenilenerek, dış duvarları yapılmış, iç ahşap kısımlar
yenilenmiştir.
Aya Georgios Kilisesi: Eğirdir ilçesi Barla Kasabası Rum mahallesinde
yeralan kilise dikdörtgen planlıdır. Kilisenin dış duvarları, narteks
kısmı ve orta mekanı moloz taşlarla yapılmıştır. Narteks binanın
güneyindedir. Doğusunda üstte yuvarlak kemerli bir pencere, altında niş
vardır. Orta mekan üç neflidir. Doğuda apsis, yanlarda birer niş vardır.
Yapı oldukça tahrip olmuş bir durumdadır.
Medreseler
Isparta il merkezinde bugün hiç bir medresenin izi kalmamıştır. Sadece
isimleri bilinmektedir. Bunlar sırasıyla şöyledir: Sa’diye Medresesi,
Şakirzade Medresesi, Harabizade Medresesi, Hasan Efendi Medresesi, Müftü
Efendi Medresesi ve Mehdioğlu Medresesi.
Atabey Gazi Ertokuş Medresesi: Medrese, I. Alaaddin Keykubat zamanında,
Selçuklu uç kumandanı Mübarizeddin Ertokuş tarafından H. 621 / M. 1224
yılında yaptırılmıştır. Medresenin taşları Agrai (Atabey) ve Seleukeia
Sidera (Bayat) harabelerinden getirilmiştir. Medrese “Kapalı Tip
Medrese” türüne girer ve dış avlu, iç avlu ile türbe ve medrese
odalarından oluşur. Medresenin hücreleri zemin katta olup, üzerleri
kubbelidir. İç avluda bir havuz ve üstünde ortası açık bir kubbe vardır.
Bu kubbe yarım kemerlerle dört mermer direğe dayanmaktadır. Medresenin portali ve yan nişleri, daha sonraki Selçuklu Medreselerine göre daha sade bir tezyinatla işlenmiştir. Fakat bu sadelik içinde portal birkaç bordürle canlandırılarak olgun bir cephe tesiri yaratılmıştır. Medresenin içinde hiçbir dekor bulunmadığından, sadece mimarî kuvvete dayalı değişik bir mekan ifadesi elde edilmiştir. Burada büyüklük ve ahenk bakımından gerçekten az görülen tesire varılmıştır. Taş mihrabıyla Anadolu Selçuklu eserlerinin nadir örneklerindendir. l993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Bu kubbe yarım kemerlerle dört mermer direğe dayanmaktadır. Medresenin portali ve yan nişleri, daha sonraki Selçuklu Medreselerine göre daha sade bir tezyinatla işlenmiştir. Fakat bu sadelik içinde portal birkaç bordürle canlandırılarak olgun bir cephe tesiri yaratılmıştır. Medresenin içinde hiçbir dekor bulunmadığından, sadece mimarî kuvvete dayalı değişik bir mekan ifadesi elde edilmiştir. Burada büyüklük ve ahenk bakımından gerçekten az görülen tesire varılmıştır. Taş mihrabıyla Anadolu Selçuklu eserlerinin nadir örneklerindendir. l993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.
Isparta İli Tarihi 12
Caminin muhtelif zamanlarda onarımlar
geçirdiği bu yüzden 15-16. yüzyıla ait olan bu yapının günümüzde
orijinalinden ayrıldığı gözlenmektedir.
Yalvaç Yeni Camii: Yalvaç merkezinde ve Devlethan Camisinin hemen önünde
yer almaktadır. Duvarları dıştan moloz taş, içten horasan harcı ile
yapılan ve 19. yüzyıla ait olan yapı, yaklaşık kare bir plana sahip
olup, dört sütun üzerine oturan bir kubbeye sahiptir. Tavanı kırma çatı
ile örtülüdür. Minare kuzeybatı köşede bulunmaktadır. Mihrabı ve minberi
düz ve sadedir. Kubbede bulunan süslemeler son dönemde onarılmıştır.
Yalvaç Leblebiciler Camii: Bu yapı da oldukça sade dış cephelere ve bir
harime sahiptir. Devşirme malzeme ile yapılmıştır. Girişin sağında,
tuğla malzeme ile tek şerefeli olarak yapılmış bir minaresi vardır.
Aya Ishotya (Yorgi) Kilisesi: Doğancı Mahallesinde yer alan kilisenin yapım tarihi 1857-1860 yılıdır. Bununla ilgili giriş kapısı üzerinde bulunan kitabe bugün Isparta Müzesinde bulunmaktadır. Yazıt Rum alfabesi ile Türkçe yazılmıştır. Doğu-batı yönünde uzanan yapı dikdörtgen planlı üç nefli, apsisli ve nartekslidir. Dış duvarlar yerel taş kövke ile yapılmıştır. Batı, kuzey ve güneyden birer girişi vardır. Kuzey girişi üzerinde dışarı taşkın ve iki sütun üzerine oturan yağmurluk vardır. Yapının çatısı kövkeden çapraz tonozla örtülüdür. Neflerin yükseltisi çatıda izlenir. Narteks iki kısımdır. Narteks önündeki çan kulesinin çanı bugün Isparta Müzesinde yer alır. Çanın yapım tarihi 1903 yılıdır. Çatıdaki pencereler üçgen alınlıklı dikdörtgen ve yuvarlaktırlar. Apsis doğu yönünde olup, tabandan 60 cm yüksekliktedir. Apsis tabanı çay taşlarıyla döşenmiştir. Apsis dışta beş kenarlıdır. Sütunlar ve yan duvarlar alçı ile sıvanmış, resimlerle süslenmiştir. Emre Mahallesi Kilisesi: Sultan III. Selim zamanında müslüman olmayanların da mabet yapabilmelerine imkân veren fermanla birlikte Emre mahallesinde eski bir kilisenin temelleri üzerine bir kilise yapılarak, 1794 yılında bitirilmiştir. Bugün bu kilise yıkılmış ve temelleri üzerinde bir ev vardır. Çevresinde yaklaşık 5’er metre uzunluğunda siyah sütunları vardır. Aya Stefanos (Yeşilada) Kilisesi: Eğirdir ilçesi Yeşilada içinde bulunur.
İSPARTA İLİ KİLİSELER
Kiliseler
Aya Baniya (Aya Payana) Kilisesi: Isparta’nın eski yerleşme yerlerinden
olan Turan Mahallesindedir. 1750 yıllarında yapıldığı tahmin
edilmektedir. Ana aksı kuzey-güney istikametinde olan kilise dikdörtgen
planlı, üç nefli ve apsislidir. 15 x 26 m ölçülerindeki yapının kuzey,
batı ve doğudan birer giriş kapısı vardır. Tavan ahşaptan yapılmış olup,
dışı harçla sıvanmış çapraz tonozla örtülüdür ve on sütun üzerine
oturur. Sütunların içi ahşap dışı sıvalıdır. Sütunlar kaidesiz ve korint
başlıklıdır. Apsis, tabanı ana mekandan 70 cm daha yüksektedir. Apsis
altta üç büyük üstte üç küçük pencere ile aydınlatılmaktadır. Apsis
dışta beşgendir. Pencere pervazları dıştan kesme taşlarla kemerli
yapılmıştır. Yapı l993 yılında Göller Bölgesi Projesi dahilinde
restorasyon kapsamına alınmış; fakat; fazla bir çalışma yapılamamıştır.
1999 yılında kilisenin çatısı tamamiyle yenilenmiştir. Aya Ishotya (Yorgi) Kilisesi: Doğancı Mahallesinde yer alan kilisenin yapım tarihi 1857-1860 yılıdır. Bununla ilgili giriş kapısı üzerinde bulunan kitabe bugün Isparta Müzesinde bulunmaktadır. Yazıt Rum alfabesi ile Türkçe yazılmıştır. Doğu-batı yönünde uzanan yapı dikdörtgen planlı üç nefli, apsisli ve nartekslidir. Dış duvarlar yerel taş kövke ile yapılmıştır. Batı, kuzey ve güneyden birer girişi vardır. Kuzey girişi üzerinde dışarı taşkın ve iki sütun üzerine oturan yağmurluk vardır. Yapının çatısı kövkeden çapraz tonozla örtülüdür. Neflerin yükseltisi çatıda izlenir. Narteks iki kısımdır. Narteks önündeki çan kulesinin çanı bugün Isparta Müzesinde yer alır. Çanın yapım tarihi 1903 yılıdır. Çatıdaki pencereler üçgen alınlıklı dikdörtgen ve yuvarlaktırlar. Apsis doğu yönünde olup, tabandan 60 cm yüksekliktedir. Apsis tabanı çay taşlarıyla döşenmiştir. Apsis dışta beş kenarlıdır. Sütunlar ve yan duvarlar alçı ile sıvanmış, resimlerle süslenmiştir. Emre Mahallesi Kilisesi: Sultan III. Selim zamanında müslüman olmayanların da mabet yapabilmelerine imkân veren fermanla birlikte Emre mahallesinde eski bir kilisenin temelleri üzerine bir kilise yapılarak, 1794 yılında bitirilmiştir. Bugün bu kilise yıkılmış ve temelleri üzerinde bir ev vardır. Çevresinde yaklaşık 5’er metre uzunluğunda siyah sütunları vardır. Aya Stefanos (Yeşilada) Kilisesi: Eğirdir ilçesi Yeşilada içinde bulunur.
Isparta İli Tarihi 11
Barla Çeşnigir Sinan Paşa Camii:
Barla Kasabası Orta Mahallede bulunan caminin kapı üzerindeki
kitabesinden H. 777 / M. 1376 tarihinde Çeşnigir Sinan Paşa tarafından
yaptırıldığı yazmaktadır. Buna göre caminin Isparta ve civarının Osmanlı
İdaresine geçmesinden altı yıl önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Yan
duvarları kargir, üzeri ahşap ve toprak damlı, minaresi sovan biçimli ve
renkli tuğlalardan yapılmıştır. Kapının içerisinde sol tarafta gömülü
bulunan bir kişinin mezar taşında Hafız Tuti’i Karamani ibaresi ve H.
794 / M. 1392 tarihi görülmektedir. Cami, 1878 yılında onarılarak damı
kiremitli hale getirilmiştir. Cumhuriyet döneminde tekrar onarılarak
bugünkü durumuna getirilmiştir.
Yılanlıoğlu Cami (Yılanlı): Yılanlıoğlu Şeyh Ali 1809 yılında kendi köyü
olan Yılanlı’da bir cami yaptırmıştır. Son yıllarda onarılan cami bugün
kiremitli bir çatı ile örtülmüştür.
Sütçüler Sefer Ağa Camii: İlçe merkezinde 1296 yılında hayırsever bir
kadının maddi desteği ile Sefer Ağa adında bir zat tarafından
yaptırılmıştır. Kapısının üzerinde Arap harfleri ile Türkçe yazılmış bir
kitabe vardır. 1955-1959 ve 1977 yıllarında restore edilmiştir.
Şarkikaraağaç Ulu Camii (Cami-i Kebir): Camii H. 680 / M. 1282 yılında
Selçuklu Sultanlarından Feramuz oğlu Alaaddin Keykubat döneminde Ömer
bin Ali tarafından yaptırılmıştır. Camii zaman içinde haraplaşması
sebebiyle Fatih Sultan Mehmet döneminde H. 860 / M. 1456 tamir
edilmiştir. Zamanla minaresiyle birlikte daha pek çok tamir görmüş,
üzeri vakıflar tarafından çatı yaptırılarak çinkoyla örtülmüştür.
Uluborlu Alaaddin Camii(Ulu Camii): Eski kasabada yeralan cami Sultan
Alaaddin Keykubat zamanında H. 629 / M.1231 II. Kılıç Arslan’ın torunu
ve Tuğrul Şahın kızı tarafından yaptırılmıştır
. H. 680 / M. 1281 yılında Bedrettin Ömer bin Emirülhaç tarafından Gıyaseddin Mes’ud II’nin saltanatı zamanında tamir edilmiştir. Caminin kuzey, doğu ve batıya açılan üç kapısı ve tek şerefeli olarak tuğladan yapılma bir minaresi vardır. Dört sütun üzerine oturtulmuş iki kubbesi, 35 penceresi ile 3 kapısı vardır. 1652 yılında yerli halktan Vahap Kadı tarafından ikinci tamiri yaptırılmıştır. 1909 yılında yanan cami, 1927 yılında yeniden elden geçirilmiştir. Sıvası, boyası ve yazıları da 1932 yılında Hacı Nuri Altın tabak tarafından yapılmış, cami kitabesinde şu ifadeler yer almaktadır: “Bu mübarek mescit, Kılıç Arslan’ın oğlu şehit Sultan Tuğrul Şahın, âlim dünya ve dinin koruyucusu, İslam’ın ve müslümanların seçkini olan kızı Melike-i Adile’nin malından olmak üzere, en ulu padişahlar padişahı alemdar Allah’ın gölgesi mesabesinde olan, dünya ve dininin şerefçe yücesi Fatih babası
Keyhüsrev oğlu Keykubat’ın hüküm sürdüğü günlerde H. 629 yılının Recep ayında kendisi tarafından yaptırılmıştır. Allah ikbalini daim etsin”. Yalvaç Devlethan Camii: Caminin kesin yapılış tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Bununla birlikte caminin Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud’un ortanca oğlu devlet adına yaptırıldığı ya da Selçuklu hükümdarlarından birinin kız kardeşi olan Devlet Hatun tarafından yaptırıldığı görüşleri vardır. Cami Yalvaç’ın merkezindedir. Devşirme malzeme ile yapılan cami, beylikler devri cephe özelliğine sahip olup, enine atılmış üç sütun dizisi ile dört sahana ayrılmış üzeri kırma çatı ile örtülü bir yapıdır. Caminin tek minaresi yapının kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Mihrabı ve minberi düz sadedir.
. H. 680 / M. 1281 yılında Bedrettin Ömer bin Emirülhaç tarafından Gıyaseddin Mes’ud II’nin saltanatı zamanında tamir edilmiştir. Caminin kuzey, doğu ve batıya açılan üç kapısı ve tek şerefeli olarak tuğladan yapılma bir minaresi vardır. Dört sütun üzerine oturtulmuş iki kubbesi, 35 penceresi ile 3 kapısı vardır. 1652 yılında yerli halktan Vahap Kadı tarafından ikinci tamiri yaptırılmıştır. 1909 yılında yanan cami, 1927 yılında yeniden elden geçirilmiştir. Sıvası, boyası ve yazıları da 1932 yılında Hacı Nuri Altın tabak tarafından yapılmış, cami kitabesinde şu ifadeler yer almaktadır: “Bu mübarek mescit, Kılıç Arslan’ın oğlu şehit Sultan Tuğrul Şahın, âlim dünya ve dinin koruyucusu, İslam’ın ve müslümanların seçkini olan kızı Melike-i Adile’nin malından olmak üzere, en ulu padişahlar padişahı alemdar Allah’ın gölgesi mesabesinde olan, dünya ve dininin şerefçe yücesi Fatih babası
Keyhüsrev oğlu Keykubat’ın hüküm sürdüğü günlerde H. 629 yılının Recep ayında kendisi tarafından yaptırılmıştır. Allah ikbalini daim etsin”. Yalvaç Devlethan Camii: Caminin kesin yapılış tarihi ve mimarı bilinmemektedir. Bununla birlikte caminin Anadolu Selçuklu Sultanı I. Mesud’un ortanca oğlu devlet adına yaptırıldığı ya da Selçuklu hükümdarlarından birinin kız kardeşi olan Devlet Hatun tarafından yaptırıldığı görüşleri vardır. Cami Yalvaç’ın merkezindedir. Devşirme malzeme ile yapılan cami, beylikler devri cephe özelliğine sahip olup, enine atılmış üç sütun dizisi ile dört sahana ayrılmış üzeri kırma çatı ile örtülü bir yapıdır. Caminin tek minaresi yapının kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Mihrabı ve minberi düz sadedir.
Isparta İli Tarihi 10
“Kadı Mescidi” yıktırılarak yerine bu
cami yapılmılştır. Kare planlı, ahşap tavanlı ve üstten kırma çatıyla
örtülü caminin kuzeyinde son cemaat yeri kuzeybatı köşesinde bir
minaresi vardır. Camii 1832, 1879, 1888, 1914 ve 1950 yıllarında onarım
görmüştür.
Caminin doğu cephesinde altta üç, üstte dört, batı cephesinde altta üç,
üstte beş, güney cephesinde altta ve üstte dörder pencere açıklığı ile
doğu ve batı cephelerinde birer tali giriş açıklığı yer almaktadır.
Açıklıkların tamamı taş söveli ve sivri kemerlidir. Batı cephesinin
kuzey ucunda yer alan iki şerefeli minaresi kare kaide üzerinde
yükselir. Köşeleri pahlı pabuçla geçilen gövdenin şerefe altları
mukarnaslıdır.
Kare şeklinde turkuaz çini plakalarının birbirine köşelerinden
birleştirmek suretiyle oluşturulan birer süsleme şeridi gövdede yer alan
taş bilezikleri alttan ve üstten sınırlandırmaktadır. Ayrıca peteğin
külahla birleştiği kesimde turkuvaz çini plakalar göze çarpar. Son
cemaat yeri yedi sütunla desteklenen düz ahşap tavanlıdır. Üstten kırma
çatıyla örtülüdür. Çatı giriş ekseninde üçgen alınlıklıdır. Harimin son
cemaat yerine bakan cephesinde üstte beş, altta dört adet sivri kemerli
pencere vardır. Eksende bir giriş kapısı yer alır. Cephe yüzeyinde,
mihrabiyeler ile bunların çevresinde yoğunlaşan XVIII. yy. Kütahya
çinileri bu cephede önemli süslemeyi oluşturur. Duvar üzerinde bitkisel
ve geometrik süslü devşirme malzemeler de vardır. Harim içi, ahşap
direklerle üç bölüme ayrılmış ve Kütahya çinileri ile süslenmiştir.
Küçük Gökçeli Kırık Minare Camii: Cami yıkılmış olup, bugün yerine yeni
küçük bir cami yapılmıştır. Minaresi eski olup, tuğladan yapılmıştır.
Yapı tekniğine göre Anadolu Selçukluları döneminde XIII. yüzyılda
yapıldığı tahmin edilmektedir. 1402 yılında
Timur istilası zamanında tahrip olmuştur. Minaresi Anadolu Selçuklu döneminin mimari özelliklerini taşımaktadır. Minarenin kaidesi düzgün kesme taştan olup, silindirik gövde kırmızı tuğladandır. Atabey Sinan Camii (Kurşunlu Camii): Bu yapıya Defterdar Burhanettin Paşa Camii de denilmektedir. Isparta’daki Firdevs Bey Camisi gibi Mimar Sinan stiliyle H. 1000 / M. 1591 yılında yapılmıştır. Tek kubbeli olan yapının kubbesi kurşun kaplıdır. Caminin minaresi, basamak merdiveni, orta direk ve dış duvarının bir bütün olarak oyulduğu kasnakların üst üste dizilmesiyle meydana gelmiştir. Feyzullah Paşa Camisi: Feyzullah Paşa Camisi Atabey’in Müftü Mahallesinde, Ertokuş Medresesinin tam karşısında bulunur. Medrese avlusu ile cami arasında 5-6 metrelik yol vardır. Böcüzade Süleyman Sami’nin el yazması Isparta Tarihinde adı geçen caminin H. 900 / M. 1495 yılında yapıldığı yazıyorsa da buna imkan yoktur. Çünkü Osmanlıların kuruluşundan XIX. yy. başına kadar geçen dönemde Köprülüzadeler dışında (Fazıl, Feyzullah, Fazlullah) adında biyografisi verilen paşadan başka birisine rastlamak mümkün olmamaktadır. Yapılış tarihi 1645-1648 yılları arasıdır. Caminin üstü eskiden toprak damla örtülüyken, zamanla harap olduğu için 1924 yılında yıkılarak yeniden bugünkü haliyle yapılmıştır. Yapımı sırasında eski gelenek izlerini taşıyan ahşap sütunlar ve tahta işlemeler aynen tekrar kullanılmıştır. Caminin tuğla minaresi sağlam olduğundan aynen bırakılmıştır.
Minarenin kuzeye bakan kısmında kürsü ile gövde arasında yani pabuç kısmında H. 1278 / M. 1861 tarihli bir kitabe vardır. Bu kitabede minarenin belirtilen tarihte Mehmed Uşşaki tarafından imar edildiğinden söz edilmektedir. Eğirdir Hızırbey Cami: Halk arasında Ulu Camii olarak da bilinip, resmi kayıtlardan caminin yapılış tarihi hakkında bir bilgiye rastlanılamamıştır. Bununla birlikte Hızırbey (Ö. 1328) tarafından duvarlar kargir ve üstü toprak damlı olarak yaptırıldığı düşünülmektedir. 3000 kişinin aynı anda ibadet yapabildiği caminin damında kışın biriken karları atmak için damın bir bölümü açık bırakılmış ve caminin içinde bir kar kuyusu yapılmıştır. Cami, 1814 Eğridir de çıkan yangında yanmıştır. Eğridir mütesellüm ve muhafızı Yılanlıoğlu Şen Ali Ağa tarafından halktan toplanan yardımlarla eski tarzına uygun bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. 1883 yılında da Hacı Murat Ağa öncülüğünde çatısı kiremitle örtülmüştür. Caminin minaresi Dündar Bey Medresesi ile Hızırbey Camiinin ortak duvarını oluşturan kale suru üzerinde kale kapısı üzerinde inşa edilmiştir. Bu şekliyle oldukça orjinaldir
Timur istilası zamanında tahrip olmuştur. Minaresi Anadolu Selçuklu döneminin mimari özelliklerini taşımaktadır. Minarenin kaidesi düzgün kesme taştan olup, silindirik gövde kırmızı tuğladandır. Atabey Sinan Camii (Kurşunlu Camii): Bu yapıya Defterdar Burhanettin Paşa Camii de denilmektedir. Isparta’daki Firdevs Bey Camisi gibi Mimar Sinan stiliyle H. 1000 / M. 1591 yılında yapılmıştır. Tek kubbeli olan yapının kubbesi kurşun kaplıdır. Caminin minaresi, basamak merdiveni, orta direk ve dış duvarının bir bütün olarak oyulduğu kasnakların üst üste dizilmesiyle meydana gelmiştir. Feyzullah Paşa Camisi: Feyzullah Paşa Camisi Atabey’in Müftü Mahallesinde, Ertokuş Medresesinin tam karşısında bulunur. Medrese avlusu ile cami arasında 5-6 metrelik yol vardır. Böcüzade Süleyman Sami’nin el yazması Isparta Tarihinde adı geçen caminin H. 900 / M. 1495 yılında yapıldığı yazıyorsa da buna imkan yoktur. Çünkü Osmanlıların kuruluşundan XIX. yy. başına kadar geçen dönemde Köprülüzadeler dışında (Fazıl, Feyzullah, Fazlullah) adında biyografisi verilen paşadan başka birisine rastlamak mümkün olmamaktadır. Yapılış tarihi 1645-1648 yılları arasıdır. Caminin üstü eskiden toprak damla örtülüyken, zamanla harap olduğu için 1924 yılında yıkılarak yeniden bugünkü haliyle yapılmıştır. Yapımı sırasında eski gelenek izlerini taşıyan ahşap sütunlar ve tahta işlemeler aynen tekrar kullanılmıştır. Caminin tuğla minaresi sağlam olduğundan aynen bırakılmıştır.
Minarenin kuzeye bakan kısmında kürsü ile gövde arasında yani pabuç kısmında H. 1278 / M. 1861 tarihli bir kitabe vardır. Bu kitabede minarenin belirtilen tarihte Mehmed Uşşaki tarafından imar edildiğinden söz edilmektedir. Eğirdir Hızırbey Cami: Halk arasında Ulu Camii olarak da bilinip, resmi kayıtlardan caminin yapılış tarihi hakkında bir bilgiye rastlanılamamıştır. Bununla birlikte Hızırbey (Ö. 1328) tarafından duvarlar kargir ve üstü toprak damlı olarak yaptırıldığı düşünülmektedir. 3000 kişinin aynı anda ibadet yapabildiği caminin damında kışın biriken karları atmak için damın bir bölümü açık bırakılmış ve caminin içinde bir kar kuyusu yapılmıştır. Cami, 1814 Eğridir de çıkan yangında yanmıştır. Eğridir mütesellüm ve muhafızı Yılanlıoğlu Şen Ali Ağa tarafından halktan toplanan yardımlarla eski tarzına uygun bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. 1883 yılında da Hacı Murat Ağa öncülüğünde çatısı kiremitle örtülmüştür. Caminin minaresi Dündar Bey Medresesi ile Hızırbey Camiinin ortak duvarını oluşturan kale suru üzerinde kale kapısı üzerinde inşa edilmiştir. Bu şekliyle oldukça orjinaldir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız






















